elif



netten - YAŞADIĞIM HİÇBİRŞEYE PİŞMAN DEĞİLİM ÖFKEM YAŞAMADIKLARIMA...... - Blogcu



YAŞADIĞIM HİÇBİRŞEYE PİŞMAN DEĞİLİM ÖFKEM YAŞAMADIKLARIMA......

17/5/2007 - netten

Kategori: HIKAYELER

 

BU HİKAYEYİ  ÇOK BEĞENDİM VE SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM

 

 

 

Anneler meleklere benzer

 

Üç Kalp

- Annem nerede baba?
- .......................
- Ne zaman gelecek?
- Yat artık Melis geç oldu.
Babama ne zaman annemle ilgili bir şey sorsam ya bana yatmam gerektiğini ya mutfaktan bir şey getirmemi ya da bunun gibi şeyler yapmamı söylerdi. Henüz sekiz yaşındaydım ancak sorularımın babamın yüzüne getirdiği keskin karanlığı fark edecek kadar büyüktüm.
Babam aslında çok yakışıklı sayılmazdı. Halalarım hiç bahsedilmeyen olaydan önce babamın genç ve yakışıklı olduğunu söylerlerdi. Simsiyah, gür saçlarıyla kasabanın ortasında dimdik yürürken bütün genç kızlar gizli gizli pencereden onu süzerlermiş. Ama en çekici yanı gülüşüymüş. Gülüşüne kimse dayanamazmış. İşte buna inanamıyordum! Çünkü babam hiç gülmezdi. Karşımda duran bu kır saçlı, omuzları çökmüş, asık suratlı adamın bir zamanlar bütün genç kızları kendine aşık eden biri gibi düşünmek bana çok zor geliyordu. Babam ve aşk.. Yan yana bu iki kelimeyi yakıştıramıyorum.
- Yatmak zorunda mıyım? Hiç uykum yok!
- Ne diyorsam onu yap!
Babamla asla tartışılmazdı. Son sözünü söylemişti ve benim gidip yatmam gerekiyordu. Yerimden kalktım ve odama doğru yürümeye başladım. Babama iyi geceler öpücüğü vermemiştim. Bu benim ona cezamdı. Ona kızdığım zamanlar hiçbir şey söylemeden odama giderdim. Bir süre sonra odama gelir, uyuyup uyumadığıma bakardı. Bense uyuyor taklidi yapmakta ustalaşmıştım. Beni öper ve kendi odasına doğru yürürdü. Onun ayak seslerini dinlemek tarif edemeyeceğim bir güven duygusu verirdi bana. Her ayağını yere basışı “Buradayım, yanındayım” der gibiydi.
Aradan bunca yıl geçmesine rağmen hala gece yatağıma yattığımda babamın ayak seslerini duyuyorum. Başka hiçbir insanın ayak sesine benzemiyor onunkiler. Kendine öz bir ritmi vardı babamın yürüyüşünün.
O gece de yatağımın içine girmiş babamın gelmesini bekliyordum. Her an gözlerimi kapatıp, numara yapmak için tetikteydim. Etraf sessizdi. Babam televizyonu kapatmıştı. Bu her an gelebilir demekti. Gerçekten de aradan çok geçmeden babamın ayak sesleri koridorda duyulmaya başladı. Hemen gözlerimi kapadım. Repliksiz oyunuma başladım. Babam içeri girdi, ışığı yaktı. Olağan dışı bir durum var demekti.
- Uyumadığını biliyorum Melis
Yatakta doğruldum ve babama baktım. Ben odama geldiğimden beri babam sanki on yıl daha yaşlanmıştı. Korkunç görünüyordu. Yüzü kararmış, gözleri içine çökmüştü. Tanrım! Babam ağlamış mıydı? Gülmezdi ama ağladığını da hiç görmemiştim.
- Konuşmamız gerek
- .......
Şimdi biri bana ne zaman konuşmamız gerek dese içimden bir şeyler kopuyor. Kara sarı bir beniz gözlerimin önünde beliriyor. Kaçıyorum hemen geçiştiriyorum. Sanki karşımdakinin ağzından zehir çıkıyormuş gibi uzaklaşıyorum oradan.
- Sana bir hikaye anlatacağım. Annenin hikayesini.
Yine her şey onun istediği gibi ilerliyordu. Her zaman sorduğum sorunun cevabını onun cevaplamak istediği zamanda alıyordum. Annemin hikayesi.. kendimi bildim bileli babamın dudaklarından dökülmemişti bu sözcük. Aklımdan bir sürü soru geçiyordu. Güzel miydi? Ona benziyor muydum? Şimdi neredeydi? Neden yanımızda değildi? Ve en önemlisi beni sever miydi? Bütün bu sorular boğazımda düğümlenmişti. Babam ilk defa annemden bahsedecekti ve ben soru sorarak onu kızdırmak istemiyordum. Olur ya kızıp bir sözcük daha az söylerdi. Yutkunup yüzüne baktım sadece.
- “Melis, annen ....” dedi.
İçimden bağırıyordum ona. “Evet annem? Ne oldu anneme? N’ olur devam et baba , n’olur”
- Annen hayatımda gördüğüm en güzel kadındı. Onunla burada kasabada tanışmıştık. Hani tepenin orada boş bir ev var ya oraya yaz tatili için ailesiyle birlikte gelmişti.
Kafamı salladım. O evi biliyordum. Yıkık dökük, iki katlı, kocaman bir evdi. Ben bildiğimden beri boştu bu ev. Bazen kuzenlerimle birlikte oraya gider, birbirimize evle ilgili korkunç hikayeler anlatırdık. Çocukluk işte... Şimdi o soğuk, boş ev annemin varlığıyla canlanıyordu zihnimde. Örümcek ağları arasından içeri girdiğim cesaretimi kanıtlamak için dolaştığım o odalarda annemde dolaşmıştı. Simsiyah olmuş duvarlar renklenmeye başladı. Annemin dokunduğu tırabzanlara dokunmuştum. Aynı odada oturmuştuk. Korku hikayeleri anlattığım köşelerde kim bilir annem neler anlatmıştı.
- “Onu ilk kez bahçede gördüm. Büyük çınarın altında oturuyordu. Üstünde yeşil bir elbise vardı. Sanki doğanın bir parçasıydı. Duruşuyla elbisesiyle çimlerle bütünleşmişti sanki. Sapsarı uzun saçları vardı.” Durdu ve gülümsedi “tıpkı senin gibi”
Duydunuz mu saçlarım anneminki gibiymiş. İşte şimdi okuldaki çocuklara bir çift sözüm vardı. Bizim buralarda herkes siyah saçlıydı. Sarı saçlarımla hep dalga geçilirdi. Yarın okula gider gitmez herkese söyleyecektim. Benim saçlarım anneminkiler gibi! Koşup aynaya bakmak, saçlarımı görmek için sabırsızlanıyordum. Ama kımıldamadım. Kalkarsam babam dinlemediğimi sanıp gidebilirdi. Işıldayan gözlerimle babama baktım. Benim saçlarım anneminki gibi!
- İlk gördüğüm anda onun benim için yaratıldığını anlamıştım. O evleneceğim kadındı. Nitekim öyle de oldu. Evlendik. Hayatımın en mutlu anlarıydı. Her gün, akşam olması, eve dönüş saatimin gelmesi için dua ederdim. Akşamları ona gelmek, onun beni evde bekliyor olması inanılmazdı. Böylesi bir mutluluğu tadacağım aklıma gelmezdi. Sabaha kadar sohbet ederdik. Sesi, en karanlık yerleri bile aydınlatırdı. annen konuşmaya başladığında kuşlar bile susardı, utanırlardı seslerinden. Uyumak istemezdim onunlayken. Uyuduğum her saniye onu görmekten mahrum kaldığım bir yıl gibi gelirdi bana.
Babam anlattıkça coşuyordu. Annemle geçirdiği mutlu günleri hatırladıkça yüzü parlıyordu. Nasıl da kıskanıyordum onu! Annemi hatırlıyordu, ona dokunmuştu, onunla konuşmuştu. Benimse annemle ilgili hiçbir anım yoktu.
Babam anlatmaya devam ediyordu. Benim doğumumu, annemin bana sarılışını, gecelerce uykusuz kalıp başucumda bekleyişini...
Rahatlamıştım artık annem beni seviyordu. Peki ama neden gitmişti?
- Bir gün sürpriz yapmak istedim annene doğum günüydü. İşten erken çıktım, en sevdiği çikolatalı pastadan aldım. Sevinç içindeydim. Gizlice eve girdim. Pastayı dolaba koydum. Salona gittim annen orada değildi. Yatak odasından senin ağlama sesin gelmeye başlamıştı. Koştum, beşiğinde yatıyordun, yalnızdın, annen yoktu. Her yere baktım yoktu. Seni bir başına bırakıp dışarı çıkmazdı. Koştum herkese haber verdim. Bütün kasaba onu arıyordu, perişan olmuştum. Bir ay boyunca hiçbir ses çıkmadı. Bundan yedi yıl önce bugün cesedini buldular. Yanında bu mektupla birlikte.
Babam cebinden bir kağıt çıkarttı ve bana uzattı. Tek kelime etmeden çıktı odadan. O tanıdık ayak sesleriyle yatak odasına gitti.
Yıkılmıştım. Annem ölmüş müydü? Neden söylememişlerdi bana? Ben bunca zaman onun geleceği hayaliyle yaşarken... ağlıyordum, deli gibi ağlıyordum. Annem, benim annem ölmüştü. Sabaha kadar ağladım. Neden sonra aklıma mektup geldi. Hala elimde tutuyordum. Titreyen ellerimle açtım.
“ Canım kızım,
bu mektup ne zaman eline geçer bilmiyorum. Belki de hiçbir zaman.. ama yine de anlatmalıyım. Beni suçlamadan benden nefret etmeden önce beni anlamaya çalış.
Ben şehirde büyüdüm. Ailemin durumu çok iyiydi. Babam hastalanınca kasabanın havasının iyi geleceğini söylediler. Tatil için buraya geldik. Şehirde büyümüş biri için buranın ne kadar sıkıcı olduğunu sana anlatamam. ben şehir hayatına, kalabalığa ve gösterişe alışmıştım. Kasabanın sakinliği ve sadeliği bana yetmedi. Bunları yaşadığım sırada babanla tanıştım. O kadar saf o kadar temizdi ki.. tanıdığım hiçbir erkeğe benzemiyordu. Bana bu aşk eğlenceli geliyordu. Bir kasabalıyla evlenip burada yaşamak bir macera gibiydi. Ailemin itirazlarına rağmen babanla evlendim. Beni çok seviyordu. Bende onu çok seviyordum. Başta her şey çok güzeldi ama sonraları bu yaşantı beni boğmaya başladı. Baban için her şey yolundaydı. Bütün gün evde oturup onu bekliyordum. Eski hayatımı özlüyor, buradan nefret ediyordum. Dışarıdan her şey normal gözüküyordu ama içten içe eriyordum. Ve bunu göremediği için babandan nefret ediyordum. Daha sonra sen doğdun. Gördüğüm en güzel bebektin, benim bebeğimdin. Bir süre evcilik oynayarak, anne rolü yaptım, avuttum kendimi ama bu da yetmedi. Aklımdaki düşünceler beni kemirmeye başladı.
Bugün doğum günüm keşke farklı şeyler yazabilseydim bu kağıda. Söylemek zorundayım, bugün sana vurmak istedim. Ağlıyordun, ne yapsam susmadın. Allah’ım! Sana vuracaktım. Minicik korumasız bebeğime vuracaktım. O an anladım, babana ve sana daha fazla zarar vermeden, aklımdaki beni kemiren düşünceleri yok etmeliydim.
Bebeğim, belki zamanla beni anlarsın. Delirmek üzereyim. Baban sana iyi bakacaktır. Benden daha iyi. Her şeye rağmen seni ve babanı çok seviyorum.
Annen, “
Göz yaşlarım bitmişti. Kalktım. Çekmeceden makası aldım ve bütün saçlarımı kestim. Benim saçlarım anneminki gibi!!! Hayır benim saçlarım anneminki gibi değil! Sobaya koştum, kafamda kalmış birkaç tutam saçı da közle siyaha boyadım.
Evet sekiz yaşındaydım ancak daha dağlarda yetişen çiçeğin evde saksıya konunca solacağını anlayacak kadar büyümemiştim.
Şimdi 32 yaşında sarı saçlı bir genç kadınım.


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2007-05-22 21:07:19 - selamlar

Yazan: sabay06
hoş geldiniz sefalar getirdiniz hikayeler harika çok etkileyici sağolun paylaşımlarınızı bekleriz sevgiyle kalın
Bağlantı

2007-05-18 11:59:29 - iNANAMIYORUM

Yazan: birseyvar
İNANAMIYORUM....ÖYLE HAZİN BİR HİKAYE; ANCAK KLASİK TÜRK FİLMLERİNİN KONUSU OLABİLİR, DİYE DÜŞÜNÜYORUM. ACI AMA MUHTEŞM BİR YAZI. EMEĞİNE, YÜREĞİNE SAĞLIK. HER ŞEY GÖNLÜNCEW OLSUN. Devamını da çok merak ettim. Sevgilerimle. Ahmet ABASIKELEŞ
Bağlantı

2007-05-18 09:06:29 - Annelik

Yazan: melnil
Canımm, hikayeyi gözlerimden yaşlar aka aka okudum, hala da ağlıyorum şu an. Hiçbir şey dışardan göründüğü gibi değildir hayatta aslında, herşeyin bir sebebi mutlaka vardır. Medyadan gördüğümüz kadarıyla bebeklerine, çocuklarına şiddet uygulayan, tacize maruz bırakan insanlar var maalesef. Her zaman söylediğim şey şudur: Bir insan maddi ve manevi olarak kendine güveniyorsa çocuk dünyaya getirmeli. Bu hikayedeki kadının yerinde ben olsaydım, çocuğum için herşeyden ama herşeyden vazgeçerdim.
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

HAYATIN İÇİNDEN

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım

Kategoriler

Arkadaşlarım

mamila
azidee
fatihtirpanman
ahmetyazar
gercekyasamdan
alperensude
kozan
cennetgozlumasilsevdam
Aydin MERT
vezirhan
filizden
orgusepeti
Ömer F. Ç
cihanuzel
lila86
erena
nadirecigdem
loana
mavideniz035
sepetim
borsaci72
songulacikgoz
turkulusu
acihangir
sberna
muzurx
sessizciglik1
tacir
birseyvar
yusufhilal
sass2007
vatan sever
robinemt
caferose
gunesisitiyor
hayattasarimi
inciceylan
gulumasli
elislerivesanat
morbeyazordu
yagmurfirtinasi
ecrinsahin
hayatsevince
elifozturk
annemdenornekler
bluebirdank
mutlulukdefteri
thedownloadworld
borsavehisse
sevgibahcesinden
siirkutusu
haylimdeki
yanlizkurt17
umurumda
duyguseli001
evdekizaman
cografyasam
turkiyemveguzellik
canesim1
matraxxxbjk74
bulveindir
matraxbjk74
codehtml
sahagrup
worldnice
messenger2007
genetikvebilim
gencvet
hygiene
oyunistasyonu
eesra1991
yurtseverbirlik
tlay
whatyouwant
hairandhair
free counter
free counter